18 Ağustos 2023 Cuma

GERÇEĞE DÖNÜN 1

 Bizi geliştiren hayattaki tecrübeler ve yaşadıklarımız değil yaşadıklarımıza karşı aldığımız tavır ve tutumdur.

Yaşadıklarımıza ilk tepkimizdir, ilk sözlerimizdir. Sorun anında, sıkıntı anında ilk düşündüklerimizdir.
Evet… bizi iyileştiren, bizi iyi insan yapan felaket anındaki ‘duruşumuzdur.’
Sabırdır.
Yüreğimize ve düşüncelerimize olan hakimiyettir.
Metanettir.
İnsanın başına bir dert geldiğinde ister istemez hem dışına hem de içine karşı bir savaş açar. Etrafını suçladığı gibi kendisini de suçlar.
Oysa ‘sabrın’ asıl gösterilmesi gerektiği an ‘tam da’ ilk toslamanın olduğu zamandır.
Başlangıçta da belirtildiği gibi bizi geliştirecek olan tecrübeler/sorunlar yığını değil o sorun zamanlarında sahip olduğumuz ‘insani’ duruştur.

Vedaların GÜCÜ

 

Söylenmeyenleri söyletir,
Hiç ağlamam diyenleri ağlatır,
Dargınları barıştırır,
Helali ve helalliği hatırlatır,
Emek varsa gururlandırır,
Yoksa sıradanlaştırır,
Çoğu zaman susturur,
Ara ara güldürür,
Pek sık düşündürür,
Elleri ayakları dolandırır,
Kini, nefreti anlamsızlaştırır,
Gözleri ve yüzleri kaçırtır,
Kimilerini şaşırtır,
Kimsesizleri iyice kimsesizleştirir,
Pişmanlıkları pekiştirir,
Özlemleri depreştirir,
Burunları sızlatır,
Kulakları çınlatır,
Dudakları burkar,
Boyunları eğer,
Dizlerin bağını çözer,
Omuzlara çöker,
Mazinin sırlarını söker,
Bazen belleri bile büker,
En zoru da insanın yüreğine oturur.
VEDALAR çok güçlüdür.
Her veda için vedalaşmak nasip olmaz,
Her giden geri gelmez,
Sanki insan bunları bilmez,
Nice acıları gizler,
Ama bazı vedaların acısı gizlenmez.
Yolcuyuz,
Yolcu vedalara alışıktır.
Vuslata aşıktır.
Yolcu unutmaz!
Her şey gibi vedaları da anlamlandıran inançtır.
Yolcu unutmaz!
Marifet önce veya sonra gitmek değildir,
Özlemle ayrılanları özlemle beklemektir,
‘O’ sancağı bulmak,
‘O’ kervana katılmaktır,
Rasüle seslenip:
‘Mahçup ve eksik ben geldim Ey Sevgili!! ♥️♥️♥️🌹🌹🌹’ demektir.
Vedalar güçlüdür,
Aşk gibi veda da insana özeldir,
Aşk ile sarmalanmış,
Kucak kucak sarılmış,
Her veda vuslata yakindir.
Allah’a giderken “Allah’a ısmarlamak” ve “Allah’a emanet etmek” hiç şüphesiz en erdemli şuurdur.
Aşk şuurun kucağında,
Veda emanetin bağrında,
İnsan yolun sonunda,
Hak yüreğimizde,
Hak yüreğimizde,
Hak yüreğimizde,
Geldik kapına.
Aç! Ya RAB!
Hürmetin kapısını,
İbadetin kapısını,
İdrakin kapısını,
İnsanlığın kapısını,
Aç! Ya RAB!
Yol uzun,
Vedaya hazırlanmak gerek.

Henüz zaman varken veda et sevdiklerine,
Söylemek istediğin ne varsa söyle!
Duvardaki resimlerine,
Masandaki kitaplara,
Garajdaki arabana,
Eşinin, dostunun, çocuğunun gözüne doya doya bak!
Onlara birer emanet bırak,
Unutmayacakları bir iki söz söyle,
‘Ben yolcuyum.’ de.

Üzülmesinler diye dik dur,
Hatta bir kaç güzel anıdan bahset,
Aman! Kendini salma!
Çünkü illa ki bir gidiş var,
Kaçış(ın) yok!
Edebinle, hürmetinle, saygınla git.
Geçmişin hatalar ile dolu olabilir,
Muhakkak gidişine herkes üzülmeyecek,
Sevinenler de olacak elbet,
Lakin sen hatalarını da, sevaplarını da yanına al!
Ve yola öyle çık!
Ha bir de şunu unutma!
Senin için çok değerli olan bu vedan herkes için aynı değerde olmayacak.
Yani gelişin gibi gidişin,
Gidişin gibi dirilişin hep yalnız hep yalnız olacak!

Hazır mısın? Diye sormuyorlar,
Onun için mümkün mertebe her an tetikte ol!
İnan ki her hangi bir sırası yok,
Sırayı veya kaideyi belirleyen bir güç insanda yok.

Yolcu unutma!
VEDALAR GÜÇLÜDÜR.
Sen sen ol! Bu dünyada yolcu kadar eğlen.
Yanında götüremeceğin şeylere gözünü daldırma,
Zaten yeteri kadar yükün olacak,
El alemin sözüne aldırma,
Deli divane gibi bir mala bir makama saldırma!

Durum bundan ibaret…
‘Hakkını helal et!’



Turgay URGUR

İlginçtir…


Dıştan gelen bir insana yardım etme heyecanımız içimizdekiler için geçerli değildir.
Özgürlüğü savunmak ile özgürlüğü yaşamak birbiriyle pek anlaşamaz. Çok sıkı savunduğumuz özgürlüğü bir türlü yaşayamayız.
İnsanları kandırmaya kendimizden başlarız. Ve ilginçtir, başarırız.
Yapmadıklarımızı söylemeği severiz. Yaptıklarımızı ise gizlemeyi tercih ederiz.
Gerçek hayattaki rol kabiliyetimiz sahnede kayboluverir.
Bölünmeyi değil bölmeyi, toplamayı değil çıkarmayı, tüme varmayı değil tümden gelmeyi, klasik soru ve cevapları değil şıklılarını, coğrafyayı değil tarihi severiz. Felsefeden korkar ama ilahiyata da emek ve zaman vermeyiz.
Farklılık bazen zenginlik, çoğu zaman fakirliktir.
Para varlığında beş para etmez.
Düşündüklerimizi söylemez, söylediklerimizi düşünmeyiz.
Başkasının şeyhi, kendimizin müridi oluruz, olmak isteriz.
İlginçtir. Zamandan şikayet eder ama başımız sıkışınca ya da sorunları halledemeyince / çözemeyince her şeyi zamana bırakırız.
İlginçtir. Kendimizi illaki bir düşünceye, akıma, gruba ve benzerlerine bağlamak isteriz.
İlginçtir. ‘Eleştiri’ en kolay yaptığımız işlerdendir ama aynı ‘kolaylığı’ eleştirildiğimizde işletmeyiz.
Ve yine ilginçtir. İşler zora girince kaldığımız yerden değil de ‘sıfırdan’ başlamak gibi bir söylemi geliştiririz.
Ve çok ilginçtir. Sormayı/ sorarak bulmayı değil deneye deneye öğrenmeyi marifet biliriz.
İlginçtir. Suçlu ararız. Bulamazsak ‘neden’ ararız. Onu da bulamazsak kendimizi suçlarız. Onu da yapamazsak, o da bizi kesmezse başımıza gelenleri ‘hikmete’ bağlarız. Oysa aslında istişare gibi çok kolay bir tavsiye vardır.
İlginç midir? Bilmiyorum. Her geçen gün; dostluklardan, güvenden, vefadan, şuurdan, iyi niyetten bir şeyler eksiltiyor. Ve biz insanlar halâ bir şeylerin kendi kendine düzelmesini, değişmesini bekliyoruz.
Turgay URGUR

ÖLÜMÜ HATIRLATIYOR

 


Gecenin derindeki tenhası,

Sözün usul usul kaybolması,
Yıldızların metaneti ve ciddiyeti,
Zamanın şeriksiz hakimiyeti,
Rüzgarın bana verdiği avans,
Nefesin hediyesi son şans,
Göz kapaklarımın teslim oluşu,
Ruhumun acil çıkışı buluşu,
Odam dolusu boş anılar,
‘Bir gün’ bildiğim hiç yıllar,
Zorla götürülen çaresizliğim,
İfşa olmuş korkularım,
Aynalara dönüşmüş günahlarım,
Üstüne viraneler kurulmuş sevaplarım,
Seninle yaşanmamış olan her şey,
Benimle gömülecek her bir şey,
ÖLÜMÜ HATIRLATIYOR.
Ve gözlerin,
Ve ela gözlerin,
Ve bana bakan ela gözlerin,
Ve bana geçmişle bakan ela gözlerin,
Ölümü hatırlatıyor.
Avutuyor,
Ne de güzel avutuyor.
Hayat bitmek üzereyken,
Hayal hapını alıp alıp uyuyakalmak,
Çok güzel avutuyor.
Lakin uyanınca…
Güneş bile artık BANA ÖLÜMÜ HATIRLATIYOR.
Acıma lütfen!
Lütfen acıma!
O bakışlar BANA SADECE ÖLÜMÜ HATIRLATIYOR.
Hapım nerede?
Hayal hapım nerede?
TURGAY URGUR

30 Temmuz 2023 Pazar

mazi

mazim dinlendirir,

herkes gider, gece gelir. 

masamda bir kadeh yalnızlık,

beni sadece mazim dinlendirir. 


ha düştü ha düşecek yıldızlar,

uzağı kesmeyen bakışlar,

'Sen olacaktın.' diye diye,

'Sil baştan.' diye diye,

'Yoksun.' diye diye,

içime içime ağlayarak, 

rüzgarla demlenerek,

sayfalarda damla damla,

tüylerim diken diken,

dilimde acı bir mayhoşluk,

beni sadece mazim dinlendirir. 



22 Temmuz 2023 Cumartesi

2024 konuşmam

 


Sayın Müdürüm, Müdür Yardımcım, okulumuzun birbirinden kıymetli Öğretmenleri- Hocalarım, okulumuzu koruyan ve kollayan memurlarımız, saygıdeğer Velilerimiz ve geleceğimiz umudumuz Sevgili Öğrencilerimiz. 

 Bu bahçe ne güzel bir bahçe çünkü içinde sizler varsınız. 

Bu okul ne güzel bir okul çünkü her sabah büyük heyecanlarla sizler geliyorsunuz.

Ve biz öğretmenleriniz ne kadar şükür etsek az çünkü sizlerle beraberiz. 

Allah'ım Allah'ım; Bizleri bu güzel ahlaklı, çalışkan neslin kıymetini bilenlerden eyle. 


 Canımız gençlerimiz; Bayrağımıza bakıyorum. Şanlı Türk Bayrağımızın bugün göklerde dalgalanması için canını seve seve veren milyonlarca şehidin vatan sevgisinin aynısını sizlerde görüyoruz. 


Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün büstüne ve resimlerine bakıyorum. Onun çalışma sevgisinden, azminden hepinizin ilham aldığını görüyoruz. 

Madem sizler böylesiniz. Bizler de elbette sizlerin başarılı olması için daha da daha da başarılı olmanız için çalışacağız. Ve gelecekte HEPİMİZ GURUR DUYACAĞIZ. 


 Canımız gençler!  12 yılın sonunda inşaallah sizleri buradan mezun edeceğiz. 12 yıl az bir süre değil. Eğer bu emek süresini doğru bir üniversite ile taçlandıramazsanız eğitim için gerek ailelerinizin, gerek bizlerin, gerek Devletimizin ve en önemlisi de sizlerin verdiği maddi ve manevi kaynakları layıkıyla değerlendirmiş olamayız. 

Öyleyse okul zamanımızı, evdeki zamanı, destekleme kurslarındaki zamanı  SINAV ODAKLI OLARAK planlamalıyız. Yani ÖSYM'NİN önümüze koyacağı sınavlarda bizi başarıya götürecek işler yapmalıyız. TYT, AYT ve DİL sınavlarında en yüksek puanları nasıl alacaksak hazırlıklarımızı ona göre yapmalıyız.  

Sınav odaklı ne demek ? Kitap okumak, düzenli soru çözmek, meslekleri tanımak ve her daim hazır olmak demek.   

 Az önce çok değerli bir mezunumuz Sevde Okutucu konuştu ve bize , hepimize aslında üstün başarıları ile şu mesajı verdi. Okulda sosyal, sportif olarak da yani bu iki alandan da ölçüsü ile istifade ederek akademik başarımızı da sağlayabiliriz.  Yeter ki geleceğimizde en çok ne işimize yarayacaksa, ülkemiz için bizi en ilerilere ne götürecekse ona gerekli zamanı ve emeği verelim.  


 Sizleri böyle çalışkan ve dürüst yetiştiren ailelerinize  çok teşekkür ediyoruz. zorlukların üstesinden gelmek ve güzel geleceklerin inşaası için Saygıdeğer Velilerimizin işbirliğine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Lise eğitiminiz sırasında okulumuza ve bilhassa toplantılarımıza daha sık gelsinler. Sizlerin sınav odaklı hazırlık süreçlerine katkı sağlasınlar. Okul idaremiz ve biz öğretmenler ile iletişim halinde olsunlar. Çünkü evin, ev ortamının gençlerimizin eğitim öğretim hayatlarında ne kadar önemli olduğunu gayet iyi biliyoruz.   

 Evlatlarımız! Müslüm baba ne diyor? Hayalle yaşarken gerçek dünyada diyor. Hayal kurmayı asla bırakmayın! İnsan hayata ve sevdiklerine hayalleri ile tutunur. Yorulduğunda hayallerinden güç alır. Hayatımızda zorluklar mutlaka olacaktır ve geçmişimize baktığımızda hep şunu görürüz aslında bizleri güçlendiren zorluklar ve o zorluklara karşı tutunduğumuz tavırdır. İnanıyoruz, düşünüyoruz ve de çalışıyoruz öyleyse üstünüz gençler. 


 Öncelikle kendi iradelerinizle, altını çiziyorum kendi iradeleriniz ile Allah sizleri bu zamanın maddi ve manevi her türlü belalarından, israftan, kötü konuşmalardan korusun. Sizleri sizler gibi güzel insanlarla karşılaştırsın.   

 İnsan bu dünyaya bir defa gelir, lise yılları, üniversite yılları bir defa yaşanır. Elmas değerinde sahip olduğunuz gençlik eğer kıymeti bilinirse Hakka Hakikata hizmet eder. Onun için yaptığınız işte, aldığınız eğitimde en iyisi en iyisi için mücadele edin. İnsan her zaman üst sıralarda olduğu zaman değil mücadeleden vazgeçmediği zaman başarılıdır.  

Resimli sunum. 

Cumhuriyetimizin 100 yılında 

 Okul İdaremiz ve bizler sizlere çok güveniyoruz. Siz de bize güvenin. Hep birlikte başaracağız. Ya Allah, Bismillah. Yeni eğitim öğretim yılımız hayırlı ve uğurlu olsun. 

Sizleri çok seviyoruz. 





 









23 Haziran 2023 Cuma

İYİLİK TUZAĞI ( şiir değildir)

 

Aynalar kırılsın,
Biliyorum rengimi.
Prangalar çıksın,
Siliyorum mazimi.
Yemini papazlara ve korkaklara bıraktım,
Aklıma geleni söylerim.
Borcum olmayan bedeller ödedim,
İstediğimde çeker giderim.
Gelme taşıyamam,
Kİmseyle barışamam,
Ölümle yarışamam,
Bu saatten sonra ağlayamam.
Yokuz,
Umudun bittiği sokaklarda,
Kimsenin kalmadığı tenhalarda,
Terkedilmiş viranelerde,
Acı ama biz de yokuz.
Bu tercih ne zamanın,
Ne dostun ne de düşmanın,
Pişman olsak da,
Artık biz de yokuz.
Hunharca katledilmiş,
Küstahça atılmış,
Sİnsice gizlenmiş,
Ne kadar duygu varsa hepsi de düşüncenin eseridir.
Birileri kötüyü önce düşünmek istedi,
Sonra düşünceyi menfaate dönüştürmek,
Sonra pazarlamak,
Satamayınca kakalamak,
Hiç biri tutmayınca;
Kötünün üstüne birazcık iyilik bezediler.
Böylece en tehlikelisi ortaya çıktı:
‘İyilik tuzağı’.
Aman Allah’ım!
Bu ne şeytaniydi!
Esfeli safilin herhalde tam da buydu.
İnsan kendi idam fermanını apoleti uydurdu.
Omuzlarında taşıdı.
Her kapıyı onunla çaldı.
Açılmayan kapıları kırdı. Kırdı.
On seneler hatrına ebediyeti unuttu.
Şimdi iyiymiş gibi görünen her şeyde bin şüphe var,
Geriye dönmek o kadar zor ki!
Her mahremde bin açık var.
Ve şimdi artık insan korkak bir rüzgar gibi,
Uçsuz bucaksız vadilerin değil,
Gözün almadığı ufukların değil,
Masmavi okyanusların değil,
Daracık, çıkmaz sokakların tozunun, dumanının kölesi oldu.
Öyle küçük öyle küçük hesapları var ki!
İradesi hiç,
Şahsiyeti piç,
Varlığı tümden linç oldu.
Peki şimdi ne mi? Olacak;
Bekleyip göremeyeceğiz.
Çünkü bu kadar çöküş,
İyileri de, iyiliği isteyenleri de,
Pişmanları da içine çekecek.
Turgay URGUR

ZAMANI GELDİ-1


Değişim, dönüşüm dediğimiz şey bir süreçtir. Bir olay değildir. Yani… birbirinin peşi sıra gelen aşamalarda ilerler ve aylar, yıllar alır. Süreci hızlandırmak ise fayda değil zarar verebilir.
Bİr de … erken zafer ilan etme gibi kritik hatalar vardır. Erken ilan edilen zaferler o düşünceye gönülden inanları üzdüğü ve hayal kırıklığına neden olabildiği gibi başkalarını ise sadece güldürür.
Yani… bir şeyler sırf birileri istedi diye ‘birden’ değişmez. Çalışmak gerekir, düşünmek gerekir, gerekli miktarda konuşmak ( istişare) gerekir.
Büyük başarılar kolay olsaydı biz onlara zaten başarı demezdik.

Dönüşüm için birden fazla bireyin iş birliğine ve enerjisine ihtiyaç vardır. Vizyon konusunda diğer katılımcılar da yetkilendirilmelidir. Vizyon mutlaka yeteri kadar anlatılmalıdır. 5-10 dakikada karmaşık ve detaylı vizyonlar anlatılamaz. Ve belki de en ihtiyaç duyduklarımız başında ‘rehberlik koalisyonu’ gelir. Bu arada düşük katma değerli ürünleri, çalışmaları bırakıp nihai hedefe doğrudan katkısı olan işlere yoğunlaşmak gerekir. Amaç çok iş değil, verimli ve toplam kaliteye hizmet eden işlerdir.

İletişimde söz de eylem de kullanılır lakin etkili olanı eylemdir ve eğer eylem söz ile çelişiyorsa orada büyük sorun vardır.

İnsanları manipüle etmeyi nasıl bu kadar kolay yaygınlaştırabiliyorlar? Sizce de bu kadar ‘edilgenlik’ extrem değil mi?
Yani … manipülasyonu öğrenen ruh ergenleri.
Hem çok erken öğrenilmesi,
Hem virüs gibi aynı anda farklı yerlerde, farklı toplumlarda görülmesi,
Hem farklıymış, zıtmış gibi görünüp aslında tek bir kimyaya sahip olması,
Hem direnç kazanması,
Hem yine insanın kendi öz kültüründen ve benliğinden vampirce istifade etmesi,
Hem de medeniyeti(leri) tümden yok etmek yerine yaşamın kıyısında tutması.
Yok bu bir Moğol istilası değil,
Çünkü sana ölüm değil ‘kimliksiz ve kişiliksiz’ yaşamayı dayatıyor.
Sizce de ZAMANI GELMEDİ Mİ?
Yoksa tek mağdur ben miyim?
Efelâ tezekkerun - ? Efelâ tettegun -? Efelâ yağlemun - ?

Dönüşüm için birden fazla bireyin iş birliğine ve enerjisine ihtiyaç vardır. Vizyon konusunda diğer katılımcılar da yetkilendirilmelidir. Vizyon mutlaka yeteri kadar anlatılmalıdır. 5-10 dakikada karmaşık ve detaylı vizyonlar anlatılamaz. Ve belki de en ihtiyaç duyduklarımız başında ‘rehberlik koalisyonu’ gelir. Bu arada düşük katma değerli ürünleri, çalışmaları bırakıp nihai hedefe doğrudan katkısı olan işlere yoğunlaşmak gerekir. Amaç çok iş değil, verimli ve toplam kaliteye hizmet eden işlerdir.

İletişimde söz de eylem de kullanılır lakin etkili olanı eylemdir ve eğer eylem söz ile çelişiyorsa orada büyük sorun vardır.

İnsanları manipüle etmeyi nasıl bu kadar kolay yaygınlaştırabiliyorlar? Sizce de bu kadar ‘edilgenlik’ extrem değil mi?
Yani … manipülasyonu öğrenen ruh ergenleri.
Hem çok erken öğrenilmesi,
Hem virüs gibi aynı anda farklı yerlerde, farklı toplumlarda görülmesi,
Hem farklıymış, zıtmış gibi görünüp aslında tek bir kimyaya sahip olması,
Hem direnç kazanması,
Hem yine insanın kendi öz kültüründen ve benliğinden vampirce istifade etmesi,
Hem de medeniyeti(leri) tümden yok etmek yerine yaşamın kıyısında tutması.
Yok bu bir Moğol istilası değil,
Çünkü sana ölüm değil ‘kimliksiz ve kişiliksiz’ yaşamayı dayatıyor.
Sizce de ZAMANI GELMEDİ Mİ?
Yoksa tek mağdur ben miyim?
Efelâ tezekkerun - ? Efelâ tettegun -? Efelâ yağlemun - ?



GEL 12

 (Yeni yazım)

Gitmenin ne demek olduğunu bilen bir kapıdan hüzünlü bir el kalktı.
Çağrı uzaklardan olsa bile her kapıyı, her şehri bilen bir sesti.
O ses ‘gel’ dedi.
Aceleyi ve telaşı bertaraf,
Aklı by pas,
Duyguları ve iradeyi ise imha eden o ses ‘gel’ dedi.
Aynı anda binlerce, isterse milyonlarca ruhu alıp götüren,
Önündeki maddeyi, zamanı ve bedeni hiçe dönüştüren,
Aman!, ferman, söz dinlemeyen,
Halden anlamayan,
O BÜYÜK SES ‘GEL’ dedi.
Gel ki! Seni bu zindandan kurtarayım,
Seni gerçeğin kapısından geçireyim,
Yaratıldığın toprakla(ta) biraz dinlendireyim,
Sonrada seni HUZURA alayım.
Gel ki! KURTUL!
Nefsin firavunluğundan,
Kendi varlığının sana olan adavetinden,
İçini kemiren masivadan,
Istıraptan başka bir şey vermeyen yaşama hülyasından,
Gel ve kurtul!
Hazır mısın?
Zerre miskal iyilikle karşılaşmaya,
Zerre miskal kötülüğün hesabına,
Emanetin Sahibine teslimine,
En zoru da kul hakkıyla yüzleşmeye,
Hazır mısın?
Hazır olsan da olmasan da;
Bu ses Yuhyî ve Yumît’ten bir EMİR.
Lakin aşıklar onu bir EMİR olarak değil bir DAVET olarak gördüler.
DAVET için neler yapmadılar? Nelerden vaz geçmediler ki?
Gece ve gündüz 5 vakit andılar,
Açları, yetimleri güldürdüler,
Bol bol sadaka verdiler,
Haramdan sakındılar,
Peygamberlerinin sözünden çıkmadılar,
Hele hele ‘hak’ yemediler. Hak yemekten çok korktular,
Tövbe ettiler,
Af ve mağfiret dilendiler,
Sabrettiler,
İLim ve dua ile HAK’tan hayır dilediler.
Gitmenin ne demek olduğunu bilen bir kapıdan hüzünlü bir el kalktı.
Nice eller ELLERE vardı,
İnsanı bu dünyada sadece BOŞLUK sardı,
ÇİLE dediğin şey aslında İLAHİ bir HARDI,
Ne burada ne ORADA başkası YÂRDI,
Elbet aşıklara vuslatın şartı ölüm denilen KÂRDI.
Gitmenin ne demek olduğunu bilen bir kapıdan hüzünlü bir el kalktı.
Ey yolcu! Yâre Selam söyle, günahkar bir kulu daha en kısa zamanda yüzü kara, boynu bükük asıl KAPIYA varacak.
Ve diyecek ki! Gidecek başka kapım yok.
TURGAY URGUR
Tüm ifad

retorik

 Retoriği gerçeklikten ayırmayı öğrenmek lazım. Çünkü artık retorik hayatın her sahasında gerçeğin üstünde ve ötesinde belirleyici oldu. Retoriğin gerçek üstündeki bu kayyumiyeti bir zamanlar sadece beşeri ilişkileri tehdit ediyor olabilir ama şimdi asıl tehdit altındakiler kültür ve medeniyetler.

İsterseniz buna;
Yok olanı var sayma,
Olmayanı oldurma ve sonunda olduğuna inanma ve en sonunda da ‘olmayan inanılanın eblehce savunulması’
Var olanı bir türlü anlayamama,
Anlaşılamadığı için var olanı kabullenememe,
-mış gibi davranmayı ‘eylem’ ya da ‘iş’ gibi pazarlama veya belirli süre sonra ‘-mış gibi davranmayı da dayatma.’
Gerçeği inkar için her şeyi inkara kalkışma,
Olarak da tanımlamaya çalışabiliriz.

ZAMAN DURSA

  Bu Cumartesi çok sevdiğim şarkıcının yeni kaseti çıksa, Alacağım gömlek için kalan eksik tamamlansa, Mesut Hocanın biyoloji sınavı kopya i...