11 Mart 2023 Cumartesi

yol

 Yıllar O’nun yılları,

Yollar O’nun yolları,

İnsan; ‘iradesi elinde’ bir yolcu.
Şairin dediği gibi ‘meçhule’ falan değil,
HER Peygamberimizin hatırlattığı ‘bilinen’ bir emr-i İlahi,
Sevk-i Rabbani.
Bu yolculukta ilerlerken geriye dönüp bakabilirsin,
Ama ASLA geriye dönemezsin,
Bir an için oturup bekleyemezsin!
Hal böyle iken;
Ne diye inat edersin,
Kalp kırar, boş işlerle uğraşırsın.
Seninle birlikte tüm ailen,
Mahallen ve şehrin,
Ve de insanlık yolun yolcusu.
Yani herkes fani,
Herkes aciz,
Herkes Emir üstüne doğacak ve ölecek,
Yani hayatı veren O,
Yani ölümünü de veren O,
Ve bir daha diriltecek olan O.
En önemlisi ne mi?
Bence HESAP GÜNÜ.
Keşke insanlar,
Keşke şairler,
Keşke düşünürler,
Ölüm’den bir fazla , hatta bin fazla HESAP gününü anlatsalardı.
Yolculuklar sona doğru emin adımlarla ilerliyor,
İnsan ’hazırlığını’ kontrol etmeli,
Bismillah diyerek;
Tövbe ile,
Şuur ile,
İlim ve DUA ile,
Yolculuğunu güzelleştirmeli.
Sünneti Seniyye ve Kelam ile meşgul olmalı.
Kardeşlerine muhabbet ile yaklaşmalı,
Ve yolculuğu esnasında dilinde hep DUA ve güzel söz olmalı.
Ayrışmaya, dışlamaya, kınamaya son demeli,
Varsa elinde bir GÜÇ bir derde çare olmalı,
Derdi varsa SABIRLI olmalı,
Hataları için PİŞMAN,
Geleceği için UMUTLU,
Varlığı için HER DAİM ŞÜKÜRLÜ olmalı.
Turgay URGUR

17 Şubat 2023 Cuma

SOBA, KIŞ

 İnsan, bir sobayı ve üstünde tıngırdayan çaydanlığı özlüyor.

Euripides; Bakkhalar’da: ‘Gözüm yok benim derin bilgilerde; ben tuttuğum geniş ve ışıklı yolda, gece gündüz, iyilikle, doğrulukla, imanla ruhumu doldurarak yürüyorum… ‘ diyor.
Sıcak ve çay ne kadar da değerli. Ama en çok da soğuk bir kış günü değerli.
Bilgi, dostlar, eş, muhabbet de aynı şekilde değerli. Dünya denilen şu gurbette, ‘gurbetliği’ bilindiği sürece değerli.
Kıştayız.
Dünya kışının baharı burada değil. Olması da zaten iyi olmazdı.
Ben vuslat öncesi her özlemi kana kana içmek istiyorum.
İçimde tüm arzular, kederler, özlemler biriksin, biriksin ve içim alamayacak bir hale geldiğinde o malum uyku beni de kucağına alsın. Ve nasıl uyandırılıdığımı bilemeyeyim.
Sağduyu kadar ölümduyu’su da lazım bize, hepimize.
Sıcak bir soba, çay ve sıcaklığı bozmayan bir kafa lazım.
Dünya gurbetinde soğuk bir kış günü konuşulacak en değerli sözleri bilen diller lazım.
Çünkü her sobadaki odun da geçer, çaydanlıkta çay da biter. Ömür zaten biter.
Marifet hepsinin bitişini denk getirmekte. Son cümle ile son yudum. Ardından bir ŞEHADET cümlesi ve yürüyüş.
Evet ŞAHİT olduk.
Veda hutbesinin sonunda biz de şahit olduk.
Çünkü O’nu (Sav) çok seviyoruz.
İmanda tefekkür, tefekkürde tevekkül var.
Kıştayız.
İnanıyorsak yetecek kadar HER ŞEYİMİZ VAR.
İnanmıyorsak her şeyimiz var ama yetmiyor.

2023

 Bu pazarı saymazsak 2023 yarın başlıyordur, herhalde.

Biz saymasak da 1 günü bitti-bitecek.
Başlayan bitiyor.
* *
Dünü sorgulamanın malum anlamı yok. Sevabıyla, günahıyla geçti.
Temiz bir sayfa açma konusuna gelince…
Neden olmasın?
İnsana bu hak verilmiş.
Tövbe kapısı açık.
Bir daha yapmamak niyetiyle, insan pişmanlıkları için el açıp; temiz bir gelecek dileyebilir.
Müslüman korku ve ümit arasında tam da tevekkül denilen yerde durabilir.
* * *
Duamız var ve ehemmiyetimiz var.
Duamız var ve emniyetimiz var.
Öyleyse yeni yıl vesilesiyle;
Rabbimizden istedikçe isteyeceğiz.
Çok ve büyük istiyeceğiz.
Herkes için isteyeceğiz.
* * *
Allah’ım tüm insanlığa barış ve huzur ver,
Bizleri haramlardan koru,
Bizleri ilim ve dua ile kuşat,
Gereksiz sözden, davranıştan, düşünceden uzak tut.
Bizleri Rahim, Rahman, Kerim, Şafi sıfatlarınla muhafaza et,
İbadetlerimize düzen, çalışmalarımıza bereket nasip eyle,
Bu güzelim ülkeyi her türlü maddi, manevi belalardan koru, birliğimizi, dirliğimizi arttır.
Bilhassa gençlerimizi, çocuklarımızı ahir zamanın her türlü belasından koru.
Şuur, idrak, edep, gani bir gönül, sıhhatli bir hayat nasip eyle.
Hepimizi Peygamber Efendimize yakışır bir birey olmayı nasip eyle.
Yeni yılınız hayırlı olsun Dostlarım! Sizleri seviyorum.
Turgay Urgur
Tüm ifadeler:
Sabriye Sütüven Urgur, Ali Çakırlı ve 10 diğer kişi

ZAMAN

 Zaman elinde bir ömürlük narkozla gelir,

İnsanı keser, biçer.
Ve narkozla uyuşmuş olan insan; illa ki kendisine yaşam bahaneleri bulur.
En derin rüyalara dalar, sayıklar da sayıklar.
Neler istemez ki? Neler için mücadele etmez ki?
Kulakları duyar ama inanmaz,
Dilleri konuşur ama kendi istediklerini söylemez.
Gözleri açıktır ama bilmez.
Bir gün zaman ile narkoz aynı anda biter,
Ve insan ölüme uyanır.
Gerçek yaşama gözlerini açar.
Artık ne zaman vardır, ne narkoz ne de bahaneler.
İnsan sadece gerçekleri ile baş başa kalır.
Hep var olan GERÇEKLERLE.
Narkozun ve zamanın eline geçiremediği GERÇEKLERLE baş başa kalır.
* *
Böyle bir dünyada; işte tam da ‘bu GERÇEKLERDEN’ dolayı şu söz çok önemli:
“Hakiki imanı elde etmiş bir insan kainata meydan okuyabilir.”
Turgay Urgur

SEMAVİ LAMBALAR

 Bu semavi lambalarda intizam var. Onlara çok dikkatli bakılıyor. Yandıran maddeleri bitmiyor. Hem de insana hem nar hem de nur oluyor.

İsm-i Hakem ve Hakim’in cilvesiyle var oluyor.
Bu hizmet, bu masraf İNSAN için yapılıyor.
Aman Allah’ım ne büyük bir değer!
* *
Bu değere karşılıksız, duyarsız ve sessiz kalmak insanı en aşağılara çeker.
* *
Fani bir dünya için özgürlük davulları çalan insan, ebedi bir hapis için kılını kıpırdatmaz ise boşuna yaşıyordur.
* *
Her yaratılmış ile, her nimet ile, her hal ile bize Kendisini anlatan bir Halık’ımız var. Gafil odur ki! Bu sevgiye ilgisiz kalır. Kulluğu ile kendini O’na sevdirmez. Anca fuzuli işlerle ömrünü yer bitirir.
Evet! Ahireti inkar etmek isteyen başta her şeyi inkar etmeli, yoksa bütün dünya ve kainat onu yalanlayacak ve inkarını yüzüne vuracak.
* *
Şükürler olsun ki! Yokluğa gitmeyeceğimizi biliyoruz. Ona göre hal alma niyetiyle yola çıkıyoruz. Bu yolda malum imtihan var. Varlık ile yokluk ile, sağlık ile hastalık ile, gençlik ile ihtiyarlık ile hep imtihan var.
Dileriz. Allah bizim yardımcımız, Allah bizim Dostumuz olsun.
* *
Vakit daraldı. Eli çabuk tutmakta hayır ola,
Var olanı paylaşmakta hayır ola,
Tövbe kapılarını sonuna kadar açmakta hayır ola,
Dua ve niyazda hayır ola!!!

ÇÖL

 Bir gece rüyada çöle düştüm,

Her yer kum.
İnsana önce garip geliyor,
Her yer aynı.
Bir süre arıyorsun,
Normal hayattan bir şeyler arıyorsun.
Çünkü kendi kendine ‘Benim geldiğim yerde çeşitlilik vardı.’ diyorsun.
Yorulunca aramaktan vazgeçiyorsun.
Beklemeye başlıyorsun.
Sonra bir kitaptan bir cümle aklına geliyor;
‘Ey bu yerlerin Sahibi bahtına düştüm.. ‘
Baht için sözlük : ‘ Gelecek olayları kaçınılmaz olarak saptayan Tanrısal gücün insan için önceden çizdiğine inanılan yörünge.’ Diyor.
Ne de güzel bir yere düşmüşüm.
Bu yerlerin Sahibinin bahtına düşmüşüm.
Rüya da olsa dünya da olsa; insanın bu hayatta iki değişmezi var: fanilik ve acizlik.
Sonra aynı kitaptan başka bir cümle geliyor: ‘İnsan kendisine verilmiş olan faniliği ve acizliği yine kendisine birer şefaatçi yapar.’ diyor.
Çöldeyiz.
Dünya çölündeyiz.
Yaş ilerledikçe kumlar insanı biraz daha içeriye çekiyor.
Ayrım yapmadan kendisine doğru çekiyor.
Türlü türlü eğlencelerle, gezmelerle, harcamalarla çölde kendini kandırsan da bir yandan sıcak bir yandan vicdan bir yandan derin düşünceler insanı yavaşlatıyor.
Kendi elemlerinin yanında başkalarının elemleri de insanı ele geçiriyor.
Susmak istiyorsun.
Hem susmak hem de etrafını susturmak istiyorsun.
Çünkü şimdiye kadarki hayatının nasıl geçtiğini en iyi sen biliyorsun.
İçinden;
Hikmetine hayran,
Lütfuna muhtacım.
Diyorsun.
Kitaptan şu cümleyle devam ediyorsun;
‘Bizi bu çöllerde mahvetme!’
Sonra yine kendi kendine;
Zaman bizi gözlerimizden yakaladı,
Eriyişi gördük.
Işık ışık içimize girdi,
Odalara gömüldük.
Eller tutmadı, diller tutuldu,
Çaresizliğe sürüldük.
Herkes kendi kefeninden gayri ne ördü,
Tek renge büründük.
Beni, seni olmayan bir yolculukta,
Kimsesiz çöllere düştük.
Diyorsun.
Evet kitabın dediği gibi: Bizi bu çöllerde mahvetme Allah’ım.
Turgay Urgur

SERİNHİSAR KAZA

 Gereksiz bir çok iş için saatlerin harcandığı akıllı telefonları, telefon uygulamalarını ve sistemleri maalesef yol güvenliğinde kullanmıyoruz. Her hangi bir alışveriş sitesinden binlerce ürünün içinden istediğimizi saniyeler içinde seçebiliyorsak doğru hızda ve güvenli bir şekilde seyahat etmeyi de hem seçebiliriz hem de başarabiliriz.

Bu yüzyılda 'kasıt' faktörü dışında kazaya sebebiyet verebilecek tüm olasılıkların ortadan (çoktan) kalkmış olması gerekiyordu. Günümüz teknolojisi bence buna müsait.
Dilerim gerekli tedbirler ile gereksiz can kayıpları tekrar tekrar yaşanmaz. Serinhisar'daki kazada vefat edenlere Allah'tan rahmet diliyorum.

İNSAN

 İnsan olur,

İnsan ölür.
‘Ol’ ve ‘öl’ arasında noktalardan başka bir fark bulamayız.
İki nokta ..
Birincisi başlangıç, diğeri bitiş,
Birisi sen, diğeri ben,
Birisi bu dünya, diğeri ötesi,
Birisi zerre miktar iyilik, diğeri zerre miktar kötülük,
Birisi gece, diğeri gündüz,
Birisi beden, diğeri ruh,
Birisi geçmiş, diğeri gelecek,
Birisi aşk, diğeri nefret,
Birisi iyilik, diğeri kötülük,
Birisi varlık, diğeri yokluk,
Birisi emek, diğeri ihanet,
‘Ol’ ve ‘Öl’ arası iki nokta;
Giderken iki nokta ile gideceğiz.
Koca kainatta iki noktalık bir farkımız var.
Yani Dostlar! ‘Tek Gerçek’ Ol’duran ve Öl’düren Allah’ımız.
Yoksa 1 değil 1000 yıl yaşasak da bu dünyada misafiriz.
Misafir her şeyi yemez, her şeyi yapmaz, her şeyi konuşmaz, keyfine göre hareket etmez.
Misafirliğini bilir. Mülkün Asıl Sahibinin seveceği güzel işler yapar. Kendisine verilenlere hakkınca şükür eder.
Dua ve muhabbetle…

TAC

 Başıma taç ol.’ desem,

Korkarım o taca o baş layık mı? diye.
Rabbim Seni bana vermiş,
Korkarım emaneti nasıl korurum? diye.
Bilmiyorum ama
Vardır elbet bir yolu yordamı.
Bilmiyorum ama
Seni bana Veren illaki seni korumamı da gönlüme düşürür.

BOZDAĞ

 Bugün Bozdağa gittim. Kalabalıktı.

Ama ‘bozulmamış doğa’ o kadar gani gönüllü ki! Doğadaki kalabalık insana şehir kalabalıklarının aksine mutluluk ve güven veriyor.
İnsanların ‘o hallerine’ bakıp ilginç bir şekilde onlar adına da seviniyorsun.
Karda kayan bir çocuğu izlemek, kaynağan bir demliğin yanına yanaşmak, hiç tanımadığın bir araçtan gelen müziğe eşlik etmek, arabası kara saplanan birisine koşmak istiyorsun.
Her nimet gibi kar da harika.
Bembeyaz, tertemiz.
Her nimet gibi kar da kusurdan münezzeh.
Gökten gelen beyaz nimet.
Su olacak. Rızık olacak.
İçeceğiz.
Usul usul toprağa sızacak.
Köklere, tarlalara, şehirlere ve tüm canlılara ulaşacak.
Ve tabiki de güneş…
Kar ve güneş.
Kar ve güneş arasındaki ilahi aşkı, dayanışmayı o kadar yakından hissediyorsun ki ! ancak yaşanır. O kadarını anlatamam.
Nazlı ve ürkek; ara ara bulutların arkasından çaktırmadan göz kırpan; bazen rüzgarı kıskakan; bazen güneş yer de mi yoksa yerinde mi diye şaşırtan; bazen görüntüsü var olup da ısısını esirgeyen bir lütuf.
Ama bilmek isteyen kullar için o da ‘kar gibi’ sadece bir nimet. Bize göre çok büyük. Allah için sadece ‘Ol’ denilen bir nimet.
Ve dostlar.
Gözlerin; dostları, tanıdık yüzleri, tanıdık kalpleri arıyor. Tanıdık sözleri arıyor.
Arayan buluyor.
Dostlar da bir nimet.
Kar ve güneş gibi dostlar için de şükrediyorsun.
Çünkü önce gözünü, sonra gönlünü sonra da karnını doyuruyorlar. ‘Allah razı olsun.’ diyorsun.
‘Buyur’ ediyorlar; annen, baban, kardeşin gibi ekmeği, çayı, nimeti paylaşıyorlar.
‘Afiyet, şifa olsun.’ Diyorlar.
Isınıyorsun.
Kendini iyi hissediyorsun.
Ve yine şükrediyorsun.
Ve geri dönüyorsun.
“Allah’ım numunelerini gösterdiğin bu nimetlerin bize asıllarını göster.” “ Bizi daimi olan Saltanatına al.” diyorsun.
Bizi orada dostlarımızda, sevdiklerimizle, sevenlerimizle ve de Peygamber Efendimiz ile birlikte eyle diyorsun.
Turgay URGUR

ZAMAN DURSA

  Bu Cumartesi çok sevdiğim şarkıcının yeni kaseti çıksa, Alacağım gömlek için kalan eksik tamamlansa, Mesut Hocanın biyoloji sınavı kopya i...