23 Haziran 2023 Cuma

retorik

 Retoriği gerçeklikten ayırmayı öğrenmek lazım. Çünkü artık retorik hayatın her sahasında gerçeğin üstünde ve ötesinde belirleyici oldu. Retoriğin gerçek üstündeki bu kayyumiyeti bir zamanlar sadece beşeri ilişkileri tehdit ediyor olabilir ama şimdi asıl tehdit altındakiler kültür ve medeniyetler.

İsterseniz buna;
Yok olanı var sayma,
Olmayanı oldurma ve sonunda olduğuna inanma ve en sonunda da ‘olmayan inanılanın eblehce savunulması’
Var olanı bir türlü anlayamama,
Anlaşılamadığı için var olanı kabullenememe,
-mış gibi davranmayı ‘eylem’ ya da ‘iş’ gibi pazarlama veya belirli süre sonra ‘-mış gibi davranmayı da dayatma.’
Gerçeği inkar için her şeyi inkara kalkışma,
Olarak da tanımlamaya çalışabiliriz.

17 Haziran 2023 Cumartesi

SINAV ODAKLI

 Öğrencilerimizin akademik hayatlarında başarılı olmalarını istiyorsak SINAV ODAKLI çalışmak, çalıştırmak zorundayız.

(Bu yazı 8.-12.sınıf sonunda girecek oldukları sınavlarda SAYISAL, SÖZEL VE DİL BÖLÜMLERİNDE BAŞARI sağlamayı isteyen ailelerin ve öğrencilerin başarı yolculuklarına destek vermek için hazırlanmıştır.)

1) ÇOCUĞUMUZUN GİRECEĞİ SINAVI TANIYALIM. 

Öğrencilerimiz gerek 8. sınıfta gerekse 12. sınıfta çok önemli sınavlara giriyor. Veliler ve öğrenciler bu sınavları ne kadar erken tanırsa, sınavda başarının nasıl bir süreçle elde edildiğini öğrenirse o kadar başarılı olacaklardır. Tıp dilindeki tabirle biz buna erken teşhis de diyebiliriz. SINAV SİSTEMİNİ NE KADAR ERKEN TANIRSAK O KADAR İYİ. Aşağıdaki a,b,c sorularının cevaplarını bulmak, ailelerin sınavlar hakkında bilgi sahibi olması bir çok şeyi kolaylaştıracak ve sınav hazırlık sürecini de sağlıklı ve verimli bir şekilde tamamlamayı sağlayacaktır. 

a) Sınavlarda nasıl soru tipleriyle karşılaşılır? 

b) Sınav için ne kadar hazırlanmak gerekir?

c) Veliler çocuklarının sınav sürecinde nelere dikkat etmelidir? 

2) KİM? NASIL KAZANMIŞ? 

Bu gün youtube gibi kanallarda bol miktarda sınavlarda başarı sağlayanların videoları var. Bu videolar derece yapan öğrencilerin videoları olduğu için ve başarıya ulaştıkları için çok değerli. O videoların en azından 10 adetini bile izlemek çok fazla fikir verecektir. Muhtemelen 5. videodan sonra GENEL ÇERÇEVE ve ORTAK NOKTALAR belirecektir. Aileler de öğrencileri ile mutlaka bu videoları izlemelidir. 

Bunun başka bir versiyonu da; BİRE BİR BAŞARI SAĞLAYANLARDAN başarı hikayelerini dinlemektir. Bu bağlamda öğrencilerimizi mezun ve kazanmış öğrencilerle, üniversiteyi bitirmiş ve iş sahibi olmuşlarla bir defaya mahsus değil en azından 2 ayda bir buluşturmak gerekiyor.  

3) NEYE NE KADAR ÖNEM VERMEK GEREKİYOR? 

Sınav hazırlık sürecini çok ama çok etkileyen hususlardan birisi budur. Çünkü girilecek olanı sınavı doğrudan etkileyen dersler ile etkilemeyen dersler vardır. Öğrenci SINAVDA SORUMLU OLMADIĞI dersleri nasıl çalışacak? Onlara ne kadar önem verecek? Onları ne kadar dert edinecek? Sınavı etkilemeyen derslerin ders işleme süreçleri, okul içi sınavları, puanlamaları nasıl yürütülecek? Öğrenci diğer derslerin stresini ve yükünü nasıl yürütmelidir? Bu konuda okullara ve biz öğretmenlere NELER DÜŞÜYOR? Bu konuyu kendi ingilizce branşımdan örneklendirmeye ve açıklamaya çalışayım: Acıpayam Anadolu Lisesine ilk geldiğim yıl 11. sayısal sınıflarının dersine girdim. Derse başladığımda öğrenciler hep bir ağızdan ve kararlı bir şekilde 'Ders mi işleyeceğiz?' dediler. Ben de 'Peki ne yapacağız?' dedim. Öğrencilerim: 'Hocam biz üniversite sınavına hazırlanıyoruz, konularımız yetişmiyor.'dedi. Hülasa ben öğrencilere hak verdim ve 4 saatin 2 saati İngilizce dersi 2 saatini de ÜNİVERSİTE SINAVINA HAZIRLIK için onlara verdim. Ama bir şartımız vardı: 2 saatte sadece organize şekilde test çözülecekti. Demem o ki! Okul öğrencinin işini, ders formatını, sınava hazırlık sürecini hem her daim güncellemeli hem de kolaylaştırmalıdır. 8. ve 12. sınıflarının sonunda istenilen akademik başarıyı elde edemezsek diğer çalışmaların, takdirlerin, teşekkürlerin önemi yoktur.      

4) EĞİTİM VE ÖĞRETİMİN ASIL MERKEZİ NERESİDİR?  

Hiç süphesiz eğitim ve öğretimin asıl merkezi DEVLETİMİZİN OKULLARIDIR. 12 sene boyunca okullarımızın İdari kadroları, Öğretmenler, Öğrenciler ve Veliler maddi manevi çok emek veriyor. Zaman veriyor. Bu 'verilen zaman' gençliğimizin çalışkan ve güzel ahlaklı yetişmesi için DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKEN EN VERİMLİ ZAMANDIR. İnsanımızı okullarda yetiştiremezsek başka bir yerde hiç yetiştiremeyiz. Okul GÜVENLİDİR. Okul TEMİZDİR. Okulda çocuklarımız MUTLUDUR. Okulda öğrencilerimiz SOSYALLEŞİR. Beden, müzik, resim derslerinde kendilerini MAKSİMUM SEVİYELERDE FAAL HİSSEDERLER. YABANCI DİL DERSLERİYLE hayata ve dünyaya farklı açılardan bakmayı öğrenirler. DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ, FELSEFE DERSLERİYLE kendileri bilgi, maneviyat, ruhsal bilinç gibi konularda geliştirirler. 

Diğer TYT, AYT, DİL alan dersleriyle ise lise sonrasında EĞİTİM HAYATLARININ DEVAMI İÇİN başarının kapısını aralarlar. Geleceğin kapısını ÇALARLAR. 

Bu nedenlerle; 

a) Yıl bazında 6,7,8, 9,10. sınıflar için en az 12 adet deneme.

b) 11 ve 12. sınıflarda en az 24 deneme. 

c) Sınavı doğrudan etkilemeyen derslerin  notlandırılması ve çalışmaları, ödevlendirmeleri konusunda öğrenciler üzerinde stres, yorgunluk ve bıkkınlık KESİNLİKLE oluşturmaması gerekiyor.   

d) OKULDAKİ ZAMAN çok değerlidir. Okuldaki zamanı iyi yönetmeyi öğretmek gerekiyor. 

e) Doğru destek işe yarar.  Öğrencinin bizzat istediği (gönüllü oldukları) ve verimli geçen DYK, Özel ders, dershane gibi destekler başarıya katkı sağlar. 


 ******

SINAV ODAKLI ÇALIŞMAK VE ÖĞRENCİLERİ SINAV ODAKLI ÇALIŞTIRMAK; devamsızlık, konsantre, verimsizlik, kariyer ve meslek belirlemede kararsızlık, öz güven yetersizliği gibi  bir çok sorunu otomatik olarak bertaraf edecektir. 

8 sene Ortaokul ve 12 sene lise eğitimlerinden sonra öğrencilerimiz hayallerine ulaşacak donanıma sahip olmalılardır. Bu kadar zaman ve emek ancak ve ancak verimli kullanılırsa BAŞARI getirir. 


NOTLAR;

1) Kitap okumanın önemi başlı başına özel bir konu olduğu için yazı içinde konuya değinilmemiştir. DÜZENLİ OKUMA ALIŞKANLIĞI olmayan öğrencilerin başarılı olması imkansızdır. 

2) Test kitabı, yayın evi takibi için destek almak gerekir. 

3) Açık liseye geçme formülü çok iyi değerlendirilmelidir. Artıları ve eksileri ile iyi değerlendirilmezse hüsran ile sonuçlanabilir. 

4) Eğitimde başarı için kesenin ağzını birazcık açmak gerekir. Evde internet, bilgisayar, yazıcı, test kitabı, okuma kitabı gibi ihtiyaçlar için öğrenciler kendisini rahat hissetmelidir. 

5) Kütüphanelerle bağlantıyı canlı tutmak gerekir. 

6) Çok kritik 7-8 ve 11-12. sınıfta öğrenciyi kendi haline bırakmak. Takibi kaçırmak ve bir şeyleri sadece öğrencinin inisiyatifine bırakmak boşluk ve başıboşluk oluşturur. Sonuç tek kelimeyle hüsrandır.

7) Bir öğrencinin gitmek istediği okulları en azından 2 sene öncesinden ziyaret etmesi çok işe yarar. 

8) Eğitimin sorunlarını eğer gündemde tutmazsak ve çözüm yollarını geliştirmezsek başarı sağlayamayız. 

9) Sınav süresinin ve stresinin kontrolü, sınavlar hakkında istatistiki veriler, okul taban puanları ve bölümleri gibi veriler bu yazıya dahil edilmemiştir.  Sınavcı ailelerin ve öğrencilerin o tür bilgilere de ulaşması gerekmektedir. 

Acıpayam bugün tüm okulları ve personelleri ile eğitim öğretim konusunda harika bir ivme kazanmıştır. İnşaallah gençlerimizi hem okullarda hem de okul dışında koruyarak ve kollayarak HEP BİRLİKTE DESTEK OLACAĞIZ. Daha iyisi, daha da iyisi için mücadele edeceğiz. İnisiyatif alacağız. Kollektif aklı ve çalışmaları canlı tutacağız. 

Allah gençlerimizi her daim başarılı eylesin. Eğitime içten ve can havli ile destek veren tüm kurum ve bireylere de GÜÇ ve KOLAYLIK nasip eylesin. 

Çok değerli yorum ve düşünceleriniz GÜNDEMİMİZE illaki katkı sağlayacaktır. 

TURGAY URGUR

 




8 Haziran 2023 Perşembe

niyet 2

Yarınlar yakın,

İyiyi konuşanlar, helali arayanlar yarınlar yakın. 

Tek ihtiyacımız 'iyi niyet';

Gerisi elbette gayret,

Sonrasında huşu ile seyret. 


4 Haziran 2023 Pazar

insan

 1) İnsan; zamanla kendisini başkalarını ’anlamama’ veya daha da kötüsü ‘anlayamama’ üzerine kurulu bir mantık ve bakış açısıyla düşünce ölümüne sürüklüyor.

2) ve yine zamanla ‘anlamayamadıklarını’ önce şaşkınlıkla sonra korkuyla ve en sonunda da ‘nefretle’ cezalandırıyor.

devamında ise ’nefret’ dillere, ‘korku’ yaşam şekillerimize, ‘şaşkınlık’ ise benliklerimize hakim oluyor.

Neden mi böyle oluyor? Çünkü insan; kendisi ile ilgilenmeyi bırakıp başkalarıyla ilgilenmeyi, hayatını başkaları üzerinden konumlandırmayı seçiyor. Çünkü bunu yapmak onun kolayına geliyor.

Bu ‘konumlandırma’ bazen simetrik bazen asimetrik çalışıyor. Kişi bu bağlamda; kendisine yakın hissetmek istediklerini taklit, uzak hissetmek istediklerini ise tahkir ediyor. Oysa ihtiyacı olan tahlil etmektir.
Tüm ifadel

yaş almak

 Yaş almak’ hayatın karşı konulmaz yasası,

Biraz destek için dayanılan asası.
Eli örgü ceketinin cebinde,
Yorgunluk ne bedeninde ne de gözlerinde.
‘Bana değil yüreğime bak!’ diyen bir beden dili,
Önce senin konuşmanı bekleyen bir ilgi.
Sadece mavi kapılı eve değil bu davet,
Gönül sofrasında herkese yeten ziyafet.
Ne geçmişten pişmanlık, ne de hastalıktan şikayet,
Tek arzu gerçek hürmet.
Ocakların tüttüğü beyaz duvar,
Avlusu pırıl pırıl bir dâr.
Analardan gayri olur mu yar,
Bembeyaz eşarbı Anadoluya has ar.
Bahar gelmiş hem ağaca,
Hem çiçekli fistana,
Huzur varsa hep girersin gülistana,
Tüm dostlar davetli ahşap oturağa.
Allah’ım analar ne güzel rahmet,
Onların tebessümü Senden bir merhamet.
Bize onları üzmemeyi öğret,
Bu ümmeti Peygamberin (sav) sancağında yine yine var et!
Turgay Urgur
Dâr: yer

niyet

 

Niyet çok önemlidir.
Niyet bir çok hatayı örttüğü gibi insanı zaman içinde doğru yola yaklaştırır.
Herhangi bir iş için çıktığınız yolda acemilikleriniz, yetersizlikleriniz olsa bile eğer yaptığınız işte samimi iseniz; kendi ya da birilerinin çıkarları için değil de insanların faydasına bir şeyler umuyorsanız işler, faaliyetler illa ki yoluna girecektir.
Çünkü ‘O’ razı olduktan sonra başkaları razı olmasa da bir ehemmiyeti yoktur.
Bugün insanımızın, ailelerimizin, gençlerimizin ve çocuklarımızın geleceğinden önceki yıllara göre daha da sorumluyuz.
Çünkü ihtiyaçlarımız güncellendi. Güvenli ulaşım, sağlıklı yaşam, ulaşılabilir bilgi, verimli ve güvenli eğitim, bireyin kendisini ifade edebilmesi, tabiata saygılı ve duyarlı şehirler, huzurlu aile ortamları için YETERLİ FİZİKİ ortamların bir an önce hazırlanması gerekiyor.
Bu arada; kadim kültürümüzün, milli ve manevi değerlerimizin, Mustafa Kemal Atatürk’ün ve binlerce şehidin emaneti olan BU ÜLKE, BU MİLLET eğer dahilden ve hariçten yozlaşmaya, sıradanlaşmaya, bozulmaya maruz bırakılmaya çalışılıyorsa; böylesi tehditlere karşı HER ZAMAN sevgi, bilinç, akıl, bilim ve iman gücünü AKTİF tutmalıdır. Her zaman topyekûn UYANIK olmalıdır.
Bunu sağlamak için;
↗️Görsel ve yazılı medyayı hayır için kullanmalıyız. ( Dijital platformlarımız, billboardlarımız, dergilerimiz, haftalık gazetelerimiz; sevgiden, temizlikten, hoşgörüden daha vurgulu bahsedebilir. Tiyatro, seminer, sempozyum, toplantı bizleri bilinçlendirebilir. Çanakkale, KURTULUŞ savaşı ve Milli Mücadele ruhu daha etkili ve çok daha çok bilgi içerikli anlatılabilir.)
↗️İnsan; okulda, camide, sivil toplum kuruluşlarında, kamu kurumlarında, ev sohbetlerinde VERİMLİLİĞE olan bağını güçlendirmeli ve ASIL HİZMET çerçevesini korumalı ve misyonunun gereğini ifa etmelidir.
↗️Gördüğü sorunları ve yöneltilen soruları ciddiye almalı ve ivedilikle ÖNCELİK SIRASINA göre çözüm sürecini başlatmalıdır.
↗️İyiyi ve güzeli geliştirmek zaman alır, emek ister. Lakin insanlar şunu asla unutmamalıdır! İstişare yapmadan, farklı düşünceleri dinlemeden girişilen işler yetersiz ve bazen iş, zaman, sermaye kaybı olarak kalmaya mahkumdur. İstişare ortamları siyasi kaygı ve siyasi istikbal ortamları kesinlikle olmamalıdır. Kişileri değil sorunları konuşmalıyız. Eğer bir BAŞARI toplumun farklı düşüncelere ve duygulara sahip kesimlerinden TAKTİR GÖRÜYORSA işte o zaman başarıdır. İşte o zaman HALKA hizmettir. İşte o zaman gençliğe hizmettir. İşte o zaman TÜRK MİLLETİNE hizmettir.
↗️Düşünceye saygı, emeğe saygı aslında VARLIĞA saygıdır. Bu geçici handa ve misafirhanede kısa bir zamanda ve kısa bir ömürde ağaçların ve bitkilerin elleriyle kıymetli ikramlara ve ihsanlara kavuşuyoruz. Tüm mahlukatın seferber edildiği bu kadar masraflı ve zahmetli ikramların muhattabı olan insan elbette değerlidir. Öyleyse HER iNSANA ve HER CANLIYA HAK ettiği değeri verelim. HEP BİRLİKTE GERÇEK ve BÜYÜK işler yapalım.
↗️ ‘Sahiplenme’ duygusunu öldürürsek işler kendiliğinden asla iyiye gitmeyecektir. İnsanların sorunlarını ve sorularını GÜNDEME getirmekten korkan topluluklar büyük başarılara imza atamazlar. Sadece kendi bildikleri ve gördükleri çerçevede egolarını tatmin ederler.
İnsan bizzat bütün tasarım ve kavramların ve bunların ötesinde fiilerin failidir. Faillik gücünü benliğinin fevkinde TOPLUMUN faydasına kullanmayı öğrenmelidir. Bunun sağlamak için de KOLLEKTİF AKIL ve kollektif şuur ortamlarını canlı tutmak, yaşatmak zorundayız. İknaya değil konuşturmaya/konuşturabilmeye ve belki de şu sıralar en zoru görülen ‘dinlemeye’ ihtiyacımız var.
↗️ Ben yerine ‘BİZ’ demeyi bir an önce öğrenmeliyiz. Yoksa ‘ödeyeceğimiz bedel’ çocuklarımızın geleceği olacaktır.
↗️ Sevmeden olmaz. Kişi bayrağını, milletini, ailesini, ülkesini, şehrini, sokağını ve de kendisini sevecek. Sevecek ki! Yaptığı işten, konuştuğundan ve emeklerinden hayır umalım. Kendimizi emin hissedelim.
↗️ Kibir çok tehlikeli. Neredeyse tüm iyilikleri öldürebilecek gizli bir zehiri var. Bence; çaresi, en tesirli ilacı ‘dua’. Hatta oruç, hatta ibadet, hatta sadaka, hatta zikreden bir dil. ‘Güç ve kibir’ ise tümden toplumu ilgilendiren bir tehdit. Çaresi O’nun rızasından başka bir şey aramayan yöneticiler ve bireylerdir.
▶️ Vicdan öyle ADİL bir merci ki! Ona danışan sadece kendisini değil başkalarını da rahat ettiriyor.
Biraz sadeleşme, makulleri bulma isteğimiz ve 'başkalarını tanımak için' kendimize zaman vermemiz işleri kolaylaştıracaktır. Bu arada fikri ve fiili alışkanlıklarımızı da gözden geçirmemiz ve farklı düşünceleri dikkate alma konusunda istekli oluşumuz da HEPİMİZİN işini kolaylaştıracaktır.
Damla damla fikirlerden süzülen, kalplerimizde büyüttüğümüz ve vicdanlarımızda süzdüğümüz NİYETLERİMİZ; istişare ve kollektif akıl ile İNŞAALLAH insanımıza hizmet edecektir. Allah her türlü iyi niyetle harmanlanmış emeklerimizin akabinde 'başarının sevincini' paylaşmayı HEP BİRLİKTE nasip eylesin.
TURGAY URGUR

3 Nisan 2023 Pazartesi

BİZ


BEN: Duymak istediklerimi söylediğin sürece hiç bir sorun yok.
SEN: Aramızda fark olmaması ne kadar da güzel.
BEN: Sence bu işin sonu nereye varır?
SEN: Tabiki de arzuladığın yere varır, başka bir sonuç yok ki!
BEN: Oh be… içim rahatladı.
SEN: Doğru yolda olduğumuzun göstergesidir?
BEN: Ne neyin göstergesidir?
SEN: İçinin rahatlaması doğru yolda olduğumuzun göstergesidir.
BEN: Ha… anladım.
BEN: Kimleri çağıralım?
SEN: O’nu, onları çağırsak yeter. Böylece yine biz bize oluruz.
BEN: Onları çağırmanda sıkıntı yok ama geçen sefer O’nu çağırman malum her şeyi alt üst etmişti.
SEN: Doğru ama her zamanki gibi O’nun dedikleri doğru çıktı ve siz de O’nun dediklerini yaptınız.
BEN: Peki dediğin olsun. Lakin bu sefer önceki gibi sabırlı olabilir miyim? Bilmiyorum. Olamazsam tüm faturayı sana keserim.
SEN: Siz rahat olun Efendim. İşler yolunda giderse tüm alkışı yine size veririz. Yok işler aksine giderse; ’Ben yaptım.’ derim ve böylece siz yine masum kalırsınız.
BEN: Oldu o zaman. Şimdi içim daha da rahatladı.
SEN: Ne mutlu kararınıza!
BEN: Ne duruyoruz, çağır gelsinler.
ONLAR: Hiç bir şey değişmiyor.
BEN: Evet. Çok doğru söylediniz.
ONLAR: Bir türlü anlamıyorlar. Sanki bin yıldır aynı şeyi düşünüyorlar.
SEN: Bin yıl mı?
ONLAR: Bazıları için belki bin yıldan daha uzundur. Plato’dan hesaba katarsak binden fazla oluyor.
SEN: Değişim hakkında sen ne düşünüyorsun?
O: Değişim için tek yapılması gereken kişinin kendisinden başlamasıdır. Kendisini değiştirmeye başlayan, başlayabilen bir çok şeyin ‘değişmeye’ başladığını görecektir.
BEN: Nasıl yani?
O: Çok basit. Başkalarını değiştirmeye çalışmayacaksın. Herkesin senin gibi düşünmesini beklemeyeceksin. Senin gibi düşünmüyorlar diye kimseyi kınamayacaksın, küçük görmeyeceksin. İkna için uğraşmayacaksın. Her fikre karşı kendinde fikir geliştirme zorunluluğu hissetmeyeceksin. Her eleştirinin ve sorunun cevabını vermeye çalışmayacaksın.
SEN: Peki ne yapacaksın?
O: Her ne koşulda olursa olsun doğruluğuna inandıklarında devam edeceksin. Şüphe duyduklarını araştıracaksın. Ve bir gün her hangi bir konuda yanlış yaptığını fark edersen inat etmeyeceksin.
ONLAR: Kime ve neye göre doğru?
BEN: Evet, aynen. Kime ve neye göre doğru?
O: Allah ve Rasulüne göre.
Sessizlik. Sessizlik. Uzunca bir sessizlik.
BEN: İyi ki geldin.
ONLAR: İyi ki geldik.
SEN: İyi ki çağırdık.
O: İyi ki! Hala gelecek, konuşacak kadar zamanımız vardı. Şükürler olsun.

KÖR BIÇAK

 kör bıçak mısın ?

canım farklı yanıyor,
içim farklı kanıyor.
uykularımı biçtin,
kanımı içtin.
kör bıçak mısın?
mazimi susturdun,
ruhumu pusturdun.
kör bıçak mısın?
soğuk yüzün,
her baktığımda hüzün.
TURGAY URGUR

11 Mart 2023 Cumartesi

DEPREM

 Tekrar yaşanmasını asla istemediğimiz bu acı dolu günlerimizde sizler gibi benim de içimi en çok ÇARESİZLİK yakıyor.

Ne yapacağını?, nasıl davranacağını?, nasıl konuşacağını? bilememek ZOR bir durum.
İnsan olarak zor, kul olarak zor, koskoca bir Milletin bir ferdi olarak zor.
Hem de ÇOK ZOR bir durum çünkü HEPİMİZ insan olarak ( insani bir özellik olarak) yaşadıklarımızı ÖNCELİKLE tanımlamak ve anlamlandırmak istiyoruz. Sahip olduğumuz mevcut bilgilerimiz ve duygularımız ile yaşananlara bir NEDEN ve/veya NEDENLER arıyoruz. Bu neden arama sürecine endişelerimiz, kızgınlıklarımız, göz yaşlarımız, umutlarımız hepsi birden MÜDAHİL oluyor. Cüz-i İrademiz (iradelerimiz) afetin HER TÜRLÜ sorumluluğunu İLLA Ki ve KESİNLİKLE ve HAKLI OLARAK üzerimize yüklerken; yani KULUN mesuliyetini, ihmallerini gözlerimizin içine içine sokarken; diğer taraftan KADER-i İLAHİYE’ye olan TESLiMiYETİMİZ ve sapa sağlam duran İNANCIMIZ kalplerimizi çok daha farklı mesuliyetlerden HABERDAR ediyor.
Kitap ne diyordu? İlim maluma tabidir. Alim olan Cenabı Hakkın HER ŞEYİ bilmesi insanın hatalarındaki ve tercihlerindeki SORUMLULUĞUNU tabiki de ortadan kaldırmaz. Saatte 200 km hızla, tüm güvenlik kurallarını ihlal ederek ilerleyen bir kişi kaza yaptığında suçu kaderine bağlayıp da ‘Bu benim kaderimmiş.’ diyerek SORUMLULUKTAN kurtulamaz. Sorumluluktan kurtulmak gibi bir seçenek olsaydı muhtemelen PEYGAMBER EFENDİMİZ Fatma Annemize ‘ Seni Ben bile kurtaramam.’ manasına gelen SÖZLERİ ile uyarmazdı.
İnşaallah güzelim ülkem bundan sonra ‘insan hata ve ihmallerinden oluşan mağduriyetler’ yaşamaz. İnşaallah HER TÜRLÜ İLMİ ve BEŞERİ tedbiri aldıktan sonra TEVEKKÜL ederiz. Kendi ihmallerimizi, hatalarımızı asla kadere yüklemeyiz. İlm-i Kaderiyeye yükleyip de HAŞA Allah’ı hatalarımıza ortak etmeyiz.
Sosyal medya ve televizyon kanallarının en yoğun bir şekilde kullanılacağı bu zamanlarda mümkün olduğunca her ikisinden de çok uzak olmasada kontrollü bir mesafede kalmayı tercih etmişimdir. Çünkü böyle zamanlarda oralardaki paylaşım ve bilgilerin fayda ve zarar terazisi epey hassas. Renkler ve taraflar belirginleşmenin ötesinde ayrışmaya, düşmanlaşmaya varabiliyor. Üstelik ‘bu farklılaşma’ hiç olmaması gereken bir zamanda ve de çok acımasızca yaşanabiliyor. Bu nedenlerden dolayı gerek sosyal medyayı gerekse televizyon kanallarını böyle süreçlerde doğru oranda CİDDİYE ALMAK gerekiyor. GERÇEK bilgiler için daha titiz davranıp, kesinlikle ANİ HÜKÜMLER vermemek gerekiyor.
Yazımın başında ÇARESİZLİKTEN bahsetmiştim. Çaresizim çünkü yaklaşık 2. haftasına girilen bu süreçte ‘çok uzaklardan üzülmekten’ ve ufak tefek maddi yardımlardan öte bir şey yapamadım.
Bu ÇARESİZLİĞİMİ de sadece Allah’ıma arz ediyorum.
Allah’ım bir kulun olarak böyle bir zamanda nasıl davranmam?, nasıl yaşamam?, nasıl konuşmam gerektiğini bana öğret. Bana edep, anlayış ve kabiliyet nasip eyle! Feraset nasip eyle. Dua eden diller, SOMUT işler yapan bir İRADE nasip eyle!
Allah’ım vefat eden Kardeşlerimizi Şehitler ile, ashabın ile, Peygamberler ile BİRLİKTE eyle. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammet (Sav) ile birlikte eyle.
Geride kalanlara SABIR nasip eyle!
Düşünceleri, yaşam tarzları, ırkları, renkleri, Milletleri farklı olsada bu acı günlerde BİRLİKTE OLMAYI BAŞARAN herkesten razı ol Rabbim. Senden tüm İnsanlık için istiyorum ve diliyorum ve de dileniyorum. Sen ki kullarının kaplerinden geçen en gizli istekleri duyarsın ve ÇARE olursun; İNANCIN ile İLMİN ile her kulunu müşerref eyle.
Gece, gündüz demeden deprem bölgesinde bir fazla kişiyi kurtarmak için canla, başla mücadele eden HERKESE GÜÇ ve KUVVET ver Rabbim. Onlardan ve ailelerinden RAZI ol Ya Rabbim.
Her türlü maddi, manevi yardım için didinen kullarını KORU. Niyetlerini halis eyle!
DEVLETİMİZİ, MİLLETİMİZİ, BİRLİKTELİĞİMİZİ daim eyle.
Biz kullarını ve DÜNYAYI muhafaza eyle.
Vefat edenlere RAHMET, kalanlara SABIR eyle.
Turgay Urgur
( Bir TÜRK vatandaşı olarak bu yazımı; MİLLETİMİN acısını paylaştığımın nişanesi, konu DEVLET ve MİLLET olunca BİRLEŞTİĞİMİZİN şahidi olsun diye kaleme aldım. Böyle çok hassas bir konuda Rabbim beni ve ailemi her türlü mübalağa, gösteriş, riyadan uzak eylesin.)

MÜSLÜM BABA

 Rahmetli Ali Tekintüre yazdı, Rahmetli Müslüm Baba okudu.

Bize de dinlemek nasip oldu.
Roman gibi, şiir gibi, su gibi ruhlara şifa verdi.
Allah aşkına… bugün sokağa çıksan bağırsan, kapı kapı dolaşsan, el açıp dilensen; seni kim maziye götürebilir ki? Mazinin sokaklarında kim gezdirir? ZAMAN DENİLEN ağır tablonun yıllar ile paslanmış çivilerini söküp, onu kim siler? Rüyaya benzer bir şekilde koskoca bir ‘geçmişi’ gözünün önüne resim resim, albüm albüm, film gibi kim getirir? ‘Geçmişi’ hem getirir hem de yaşatır. Hem de gözünde damla damla hissettirir. Çocukluğunu, gençliğini, orta yaşını bir daha kim yaşatır? Üstelik bir karşılık beklemeden.
Cevap: MÜSLÜM GÜRSES
Bize çok soruluyor. ‘Bu müzik, bu sözler, bu sesler neden VAZGEÇİLEMEZ?’
Samimi manada cevap arayanlara diyoruz ki!
Neden mi?
Çünkü insanda KALP var.
MERHAMET VAR.
Karşısındaki; ondan kendisinde olmayan bir şeyi istediğinde onu verememenin verdiği çaresizliğin yarattığı ARAYIŞ var.
Bu arayışın ilk cümlesi aslında çok bilindik.
“Allah’ım ben şimdi ne yapacağım?”
Bu cümle şu demek: benim yapabileceğim en güzel ve doğru şeyi SEN bilirsin. Bana YOL göster demek.
MÜSLÜM GÜRSES buz gibi yaylaların ulu çınarıdır. Gölgesini kimseden sakınmaz.
Ayın şavkıdır. Karanlıkta sana yoldaş olur. Çünkü gündüzleri sözde herkes seninledir.
Buğday tarlasıdır. Güneşten korkmaz.
Bu sözler ( Müslüm Baba eserleri- linkte dinleyeceğiniz şarkı) insanın GEÇMİŞ kaydıdır. İnsan kendisi hem yaşayıp hem de yaşadıklarını resm edemez. Onu bir başkasının yapması gerekir. Ve o yapanın bir Usta olması gerekir. Ve Ustanın sende ve karşındaki kişide görünenleri değil GÖRÜLMEYENLERİ resm etmesi, yazması ve anlatması gerekir. Bu anlatışın kulağa her hangi bir söz gibi girmemesi gerekir. Kulaktan direk beyne değil önce usulca kalbe uğraması gerekir. Yoksa her hangi bir sözden farkı olmaz.
Usta bunu yaptığı zaman aslında kişinin geçmişinin ‘yaşayan bir numunesini’ var etmiş olur. Müslüm Baba Sevdalısı; o sözü dinlediğinde her hangi bir sözü dinlemiyordur, her hangi bir duyguyu hatırlamıyordur. Bizzat kendi geçmişini yaşıyordur. İşte bundan dolayı defalarca, aylarca ve yıllarca ‘o sözleri’ dinler. Ve hiç bir zaman sıkılmaz. Hep aynı aşk ve tutku ile dinler. Hatta bir şarkıyı bitirmeden asla diğerine geçmez. Ve bu eserleri herkesle dinlemez. Herkesin dinlemesini de istemez.
Dünyanın en ünlü psikologlarının çözemediği bir çok sorunu bu ülkede yıllardır Müslüm Gürses, Ferdi Tayfur, Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses, Cengiz Kurtoğlu, Bülent Ersoy, Sibel Can, Ümit Besen, Bergen, Tüdanya, Devran Çağlar, Arif Susam ve daha niceleri çözüyor. Bugün Batı ülkelerinde bir çok buhrandan dolayı bir çok insan intihar ediyor ve psikolojik sorunlar yaşıyor lakin Türkiye’de bu oranlar çok düşük. Bunun iki büyük nedeni var. Birincisi ve olmazsa olmazı İNANÇ diğeri ise az önce adını zikrettiğim değerler/değerli insanlar. İDDİA İSPAT GEREKTİRİR. Çünkü bu insanların sözleri ve sesleri her seferinde insana UMUT veriyor. Evet yanlış duymadınız. Malesef ve üzülerek söylüyorum, iddia edildiği gibi karamsarlık değil umut veriyor. Neden mi? Umut hayalden GÜÇ alır. HAYAL KURAMIYORSAN UMUT EDEMEZSİN. Her seansta para verdiğin psikologlar sana hayal kurduramazlar. Onların öyle bir ilmi yoktur. Sadece geçmişi kurcalayıp bir şeyleri ya silmeni ya da onlarla yüzleşmeni isterler. Oysa Müslüm Baba insanı hataları ile, pişmanlıkları ile, iyi ve kötü ne yaşadıysa; onların hepsiyle kabul eder ve anlatır. Bunu da Allah vergisi sesi ile yapar. İşin doğrusu da zaten ‘hataları, günahları’ yokmuş gibi - silmiş gibi davranmak yerine onlarla birlikte yaşamayı öğrenmektir. İşte bundan dolayı HATASIZ KUL OLMAZ (O.G) kalplere işlendi. Hayal kurdurabilmeye tekrar gelirsek. Yukarıda isimlerini yazdığım Ustaların her hangi bir eserini dinleyip de kendisini hayal kurmaktan alıkoyacak bir baba/ana yiğit yoktur. Psikiyatri için imkansız olan onlar için çocuk oyuncağıdır. Neden mi? Çünkü onların ruhu hala bir çocuğun ruhu gibi taze ve diri. Örnek için konserlere bakınız. Konuşurken yüzlerine, gülüşlerine bakınız. Sıradan sohbetlerini dinleyiniz. Onlarda bir DERVİŞİN çocuk olmuş halini göreceksiniz. Bilge ama heyecanlı, sakin ve hünerli, sahnede hem kıpır kıpır hem de hayranlarına hakim. Ve hepsinden de önemlisi etrafındaki herkesle ( orkestra, dinleyiciler, ekran başındakiler) tılsımlı ve GRANİT bir BÜTÜNLÜK halinde.
Şükürler olsun! Bu gün HER dinlediğimde Rabbimin bana EMANET verdiği 3 NİMETE ( SHH) olan bağım/bağlılığım güçleniyor.
Geleceğime gidiyorum. Ve Müslüm Baba eşliğinde şimdiye bakıp gördüklerime şükr ediyorum. Evet…. MÜSLÜM baba insanı sadece geçmişe değil geleceğe de götürür. Oradan ŞİMDİYE bakarsın. Sahip olduklarına şükür edersin.
Aşıklar isterse;
umredeki dualarında,
Bandırmadaki çay bahçesinde,
Bir Ramazan Akşamı İstanbul Beyazıtta cami çıkışı ciseleyen yağmurda,
Pamukkalede travertenlerde,
Bir gece Balıkesir yolculuğunda otobanda Müslüm Baba’yı yanlarında bulabilirler.
Müslüm Baba cesaret veriyor. Umut veriyor. Ve birazdan dinleyeceğiniz şarkıda ‘Sen beni ömrünce unutamazsın.’ diyor.
Bana; ‘SANKİ BEN SÖYLEMİŞİM’ HİSSİNİ SONUNA KADAR VERİYOR. İşin en güzel yanı da isteyen herkese aynı hissi verebiliyor.
Ne muhteşem sözler, ne muhteşem bir yorum.
Allah rahmet eylesin.
Turgay Urgur
( Mevzu nedeniyle ‘takıldığımız’ psikolog kardeşlerimiz kusura bakmasınlar, gayemiz muhabbetten ibarettir.)

ZAMAN DURSA

  Bu Cumartesi çok sevdiğim şarkıcının yeni kaseti çıksa, Alacağım gömlek için kalan eksik tamamlansa, Mesut Hocanın biyoloji sınavı kopya i...