Aynı otobüsteyiz.
Ve bu son otobüs. 
Kimin nerede oturduğunu/oturacağını tartışacak lüksümüz
yok.
Varılması gereken bir yer var.
Ve bu otobüste herkese halâ bir adet koltuk
var.
Tek yapmamız gereken valizlerimizdekini
, torbalarımızdakini
paylaşabilmek.
Kimimizde ekmek
, kimimizde zeytin
, kimimizde çay 
var.
Bu yolculuk için yeteceği belli.
Tartışırsak dökeriz, kırarız. Kaybederiz.
Belki saklayabiliriz ama oraya varınca sakladıklarımıza bizim de ihtiyacımız kalmayacak. Hatta bozulacaklar. Otobüsten inerken çöpe
atmak isteyeceğiz. Hem paylaşmak herkese iyi gelecek.
Bu otobüste ihtiyacımız olan sırayla konuşmak. Dinlenme vakitlerinde sessiz olmak, çayımızı
içerken tadını çıkarmak, molalarda hal hatır sormak.
Gidilen yeri bilsek bile; ‘Hemşerim yolculuk nereye?’ demek.
Önümüzdeki koltuk ekranından ‘siyasi tartışma’ programı aramak yerine yıllara meydan okuyan bir Kemal Sunal gülmek.
Hava soğuk
. Peron kapanıyor ve bu son otobüs. 
Çocuklar öne ve cam kenarına otursunlar.
Kulaklıklarında rap
çalsın. Muavin bey çayları dağıtırken bizde buram buram kokan simitlerden
herkese ikram edelim.
Çehreler gülsün, kalpler
yumuşasın.
Eğer teker
patlarsa, otobüs bozulursa herkes bir yerden tutsun. Bildiğini söylesin. Çünkü bu koca araç bir kişi ile yürümez.
Otobüsün modeline ve markasına takılmaya ise hiç gerek yok. Çünkü bazen göl, bazen
dağ, bazen ova manzaraları o kadar güzel ki bu güzellikleri kaçırmaya değmez.
Her şey yoluna girince ver elini Ege, İç Anadolu, Karadeniz.
Sabaha karşı dinlenme tesisine yaklaşırken;
Hapörlerden Ferdi abinin ‘Düştüm yine çaresiz gurbetin yollarına, ne o resmini isterim, ne selam gönder bana.’ usul usul çalsın.
Bu yolculuk; güzel anılarla, hoş sohbetlerle, gülen çehrelerle son bulsun.
Eğer kalırsa dimağlarda şu düşünce var olsun: ‘Bir gün bitecek, sonu gelecek olan her şeyi güzel haliyle bitirmek herkese ama herkese iyi gelir.’
Turgay Urgur
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder